Toprağın Sessiz Çığlığı: Alagöz’de Meralar Panellerle Örtülürken Kim Kazanıyor?
Bir yazar ve gazeteci olarak, geçtiğimiz günlerde memleketimiz Ardahan’ın hayvancılık merkezlerinden biri olan Alagöz Köyü’nü ziyaret ettim. Sahaya adım attığımda, kendimi memleketin çok büyük bir sızısının, halkımızın haklı feryadının tam ortasında buldum. Köy meydanında, gelecek kaygısıyla kavrulan Alagöz halkının o birikmiş çaresizliğine ve kararlı sesine bizzat şahit oldum.
Ardahan Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından ilan edilen resmi duyurular, serhat şehrimizin geleceğini yakından ilgilendiriyor. Spon Enerji Üretim A.Ş. tarafından Alagöz Köyü sınırlarında kurulması planlanan ve yaklaşık 1000 dönümlük (99.07 hektar) bir mera alanını kaplayacak olan "Ardahan Güneş Enerji Santrali ve Elektrik Depolama Tesisi" projesine Bakanlık tarafından "ÇED Olumlu" kararı verildiği açıklandı.
Yenilenebilir enerji yatırımları, ülkemizin enerji bağımsızlığı açısından kuşkusuz kıymetlidir. Ancak bir yatırımın "sürdürülebilir" olması, kurulduğu bölgenin ekolojik, sosyal ve ekonomik gerçekleriyle çatışmamasına bağlıdır. Devletimiz bir yandan köylüye "Köyünüzde kalın, üretim yapın, tarım ve hayvancılığı kalkındırın" diyerek teşvikler verirken; diğer yandan tarım dışı bırakılamayacak kadar kıymetli olan bu meraları güneş panelleriyle kapatmak akılalmaz bir tezat oluşturmaktadır.
Güneş Panellerinin Mera Alanlarına Bilinmeyen Zararları
"Temiz enerji" maskesi altında sunulan devasa güneş enerji santrallerinin (GES) kurulduğu tarım ve mera alanlarında yarattığı mikroklimatik ve ekolojik tahribat bilimsel olarak kanıtlanmıştır:
- Isı Adası Etkisi ve Kuraklık: Binlerce koyu renkli fotovoltaik panel, üzerine gelen güneş ışınlarını emerek bulundukları bölgede lokal bir sıcaklık artışına (ısı adası etkisi) yol açar. Bu durum, toprağın nem dengesini bozar, buharlaşmayı hızlandırır ve zaten hassas olan mera ve otlak arazilerini hızla kuraklaştırarak çölleştirir.
- Bitki Örtüsünün Yok Oluşu: Panellerin yarattığı yapay gölgelendirme, meralardaki otsu bitkilerin fotosentez yapmasını engeller. Hayvanların en çok beslendiği besleyici endemik ot türleri zamanla yok olur, yerini verimsiz dikenli bitkilere bırakır.
- Kimyasal Yıkama ve Toprak Kirliliği: Panellerin temizliğinde tonlarca su ve çeşitli kimyasallar kullanılmaktadır. Bu kimyasalların toprağa ve yer altı sularına karışması, meraları zehirleyerek üzerinde otlayan hayvanların sağlığını doğrudan tehdit eder.
Sahadaki Gerçek: Alagöz Köylüsünün Tek Güvencesi Bu Topraklar
Köy meydanında toplanan annelerin, babaların ve gençlerin feryatları bugün hala kulaklarımda çınlıyor. Muhtarımızın ve köy halkının o asil ama endişeli duruşu şu sözlerle vücut buluyor:
"Biz burada doğduk, burada büyüdük. Atalarımızdan bize kalan tek şey bu meralar, bu topraklardır. Devletimiz bir yandan 'hayvancılık yapın, köyünüzü terk etmeyin' diye bizi destekliyor; diğer yandan en verimli meralarimizi elimizden alıp şirketlere teslim ediyor. Biz bu çelişkiyi kabul etmiyoruz! Güneş paneli istemiyoruz. Eğer bu mera giderse bizim burada duracak bir günümüz bile kalmaz. Mera giderse göç kaçınılmaz olur!"
Alagöz’de aktif olarak hayvancılıkla uğraşan, geçimini tamamen bu topraklardan sağlayan onlarca hane var. Bu işletmeler sadece birkaç ailenin değil, tüm bölgenin süt ve et tedarik zincirini ayakta tutuyor. Eğer bu proje hayata geçerse, köyün ekonomik yapısı tamamen çökecektir. Amacımız yatırıma karşı çıkmak değil; ancak yatırım için tarım dışı, marjinal araziler seçilmeli, köylünün ve hayvancılığın can damarı olan birinci sınıf meralarımız korunmalıdır.
Akademik Açıdan Zavot Sığırı: Korunması Gereken Ulusal Miras
Meseleye bilimsel ve akademik bir mercekle baktığımızda, tehlikenin boyutları daha da netleşmektedir. Proje sahası ve çevresi, Türkiye’nin en değerli yerli gen kaynaklarından biri olan, soğuğa ve hastalıklara karşı direnciyle bilinen Zavot sığırının doğal yaşam ve yayılım alanıdır.
Akademik bir gerçek olarak bilinmelidir ki:
Doğu Anadolu'nun zorlu iklim koşullarına yüzyıllar içinde uyum sağlayan Zavot ırkı, yalnızca doğal meralarda beslendiğinde kendine has yüksek süt ve et verim kalitesine ulaşabilmektedir. Tarım ve Orman Bakanlığımızın da koruma altına almak için projeler yürüttüğü bu yerli ırkın varlığı, meraların bütünlüğüne doğrudan bağlıdır. Bilimsel veriler, mera alanlarının daraltılmasının yerli hayvan popülasyonunu gerileteceğini ve telafisi imkansız bir genetik kayba yol açacağını açıkça ortaya koymaktadır.
Zavot ırkının ve yerel hayvancılığın ciddi bir kalkınma ivmesi yakaladığı bu dönemde, meralarımızın sanayi alanına dönüştürülmesi bu büyük potansiyele vurulacak en büyük darbe olacaktır.
Sayın Valimiz ve Devletimizin Şefkatli Eli En Büyük Güvencemizdir
ÇED Yönetmeliği kapsamında verilen "Olumlu" kararları nihai ve geri dönülemez kararlar değildir. Anayasamızın 169. Maddesi devletin ormanları ve doğal kaynakları koruma yükümlülüğünü açıkça ortaya koymaktadır. Benzer şekilde, 4342 sayılı Mera Kanunu mera alanlarının tahsis amacı dışında kullanılmasını son derece sıkı şartlara bağlamıştır. Ortada açık bir kamu yararı ihlali ve köylünün üretim hakkının gaspı söz konusudur.
Bu noktada en büyük temennimiz ve güvencemiz, her zaman halkının yanında duran, Ardahan’ın her bir karış toprağına ve insanına değer veren devletimizin şefkatli elidir.
İnanıyoruz ki, göreve geldiği günden bu yana şehrimizin kalkınması, huzuru ve üretimi için çalışan Sayın Valimiz, masabaşı raporların ötesine geçerek Alagöz köylüsünün bizzat şahit olduğum bu haklı feryadına kulak verecektir. Devletimizin büyüklüğü ve idari erdemi, projelere sadece ekonomik kar marjıyla değil, "kamu yararı", "hukuka uygunluk" ve "yerel halkın rızası" süzgeciyle bakabilmesinde saklıdır.
Yol yakınken, yerel hayvancılığın can damarı olan meralarımızın korunması ve bu projenin bölge halkının mutabakatıyla, meralara zarar vermeyecek alternatif alanlara kaydırılması yönünde adımlar atılmalıdır. Alagöz’ün merası, köylümüzün ekmeği ve Zavot sığırımızın geleceği, devletimizin ve Sayın Valimizin hamiliğine emanettir.
Yorumlar
Kalan Karakter: