Ardahan Cezaevi’nde “Verem” İddiası: Sessizlik de Bir Cevaptır
Bir Milletvekilinin Meclis’te dile getirdiği iddialar, bölgedeki sağlık krizlerini yeniden gündeme taşıdı
Türkiye’nin doğusunda, Ardahan’da son aylarda yaşanan gelişmeler, sadece tarım ve hayvancılıkla uğraşan köylünün değil, kentin merkezindeki yurttaşın da günlük hayatını doğrudan etkiliyor. Önce ŞAP hastalığıyla binlerce büyükbaş hayvan telef oldu, ardından arıcıların kabusu olan Varroa uyarıları yapıldı. Şimdi ise gündeme çok daha ağır bir iddia taşındı: Ardahan T Tipi Kapalı Cezaevi’nde verem (tüberküloz) salgını olduğu ve cezaevinin karantinaya alındığı öne sürülüyor.
Bu iddia, DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu tarafından Meclis’te düzenlenen basın toplantısında dile getirildi. Milletvekili, cezaevinde tutulan mahpusların sağlığına dair yoğun şikâyetler aldığını belirterek, Adalet Bakanlığı’nı acil önlem almaya çağırdı.
İddianın merkezinde ne var?
Gergerlioğlu’nun aktardığına göre;
- Cezaevinde verem salgını nedeniyle karantina uygulanıyor.
- Kapasite fazlası nedeniyle mahpuslar yerlerde yatmak zorunda bırakılıyor.
- Yeterli beslenme sağlanmıyor, kötü muamele iddiaları artıyor.
- Şartlı tahliye ve denetimli serbestlik hakkı keyfi gerekçelerle engelleniyor.
Resmi kurumların bu iddialara dair net bir açıklama yapmamış olması, belirsizliği büyütüyor.
Ardahan’ın sağlık yükü ağırlaşıyor
Ardahan yalnızca cezaevi gündemiyle değil, son yıllarda yaşadığı tarım ve hayvancılık krizleriyle de gündemde. ŞAP hastalığı yüzünden milyonlarca lira değerinde hayvan kaybı yaşandı. Aynı dönemde arıcılara Varroa tehdidiyle ilgili uyarılar yapıldı. Böylesi bir tabloda cezaevinde ortaya çıkan (ya da iddia edilen) bir salgın, sadece kapalı kurumun iç meselesi değil, tüm kenti ilgilendiren bir halk sağlığı sorununa dönüşüyor.
Unutmayalım: Cezaevleri “dışarıya kapalı” kurumlar gibi görünse de, personel, ziyaretçi, nakil ve sevklerle sürekli dış dünyayla etkileşim halindedir. Dolayısıyla cezaevinde çıkabilecek bir verem salgını, tüm Ardahan’a yayılma riski taşır.
Sessizlik en büyük şüpheyi doğurur
İddiaların en çarpıcı yanı, resmi makamların bugüne dek sessizliğini korumasıdır. Ardahan T Tipi Cezaevi’nin resmi sayfasında bu konuyla ilgili tek bir açıklama yer almıyor. Adalet Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı cephesinden de doğrulayıcı ya da yalanlayıcı bir bilgilendirme yapılmadı.
Oysa bu tür iddialar, yalnızca basın toplantısı ya da sosyal medya açıklamalarıyla bırakılacak kadar önemsiz değildir. Salgın hastalık söz konusu olduğunda, sessizlik bile başlı başına bir cevaptır. Ancak bu cevabın bedeli, en ağır şekilde toplumun omuzlarına yüklenebilir.
Acilen yapılması gerekenler
- Resmi açıklama: Adalet ve Sağlık Bakanlıkları, kamuoyunu tatmin edecek şeffaf bir bilgilendirme yapmalıdır. Kaç mahpus hasta, ne tür tedbirler alındı, hangi tarihten itibaren karantina uygulanıyor? Bu sorular net şekilde yanıtlanmalıdır.
- Bağımsız denetim: İnsan hakları örgütleri, barolar ve sağlık meslek örgütleri cezaevinde inceleme yapmalı, raporlarını kamuoyuna sunmalıdır.
- Sağlık taraması: Cezaevinde bulunan tüm mahpus ve personel, hızlı testlerle taranmalı; hastalık tespit edilenler izolasyona alınmalı ve tedavi edilmelidir.
- Mahpus yakınlarının bilgilendirilmesi: Aileler, belirsizlik içinde bırakılmamalı; cezaevinde sağlık durumuna ilişkin düzenli bilgi akışı sağlanmalıdır.
- Bölgesel sağlık kapasitesi: Ardahan’ın mevcut sağlık altyapısı, hayvancılık ve arıcılık krizleriyle zaten zorlanıyor. Bu yükün üzerine cezaevi kaynaklı bir salgın binmemeli; bölgeye ek sağlık desteği sağlanmalıdır.
Son söz
Ardahan Cezaevi’ndeki verem iddiaları doğru da çıkabilir, asılsız da olabilir. Ancak asıl mesele, bu tür iddiaların üzerine kararlı ve şeffaf bir şekilde gidilmemesidir. Bir milletvekilinin Meclis’te gündeme getirdiği, mahpus yakınlarının aktardığı ve yerel basının haberleştirdiği konularda devletin sessiz kalması, en az iddialar kadar ürkütücüdür.
Salgın hastalıklar, siyasi tartışmaların değil, halk sağlığının konusudur. Eğer cezaevinde gerçekten verem vakaları varsa, bunu gizlemek çözüm değildir. Eğer yoksa, kamuoyunu bilgilendirmek en temel görevdir.
Ardahan halkı, mahpus yakınları ve toplumun geri kalanı, net bir cevap bekliyor: “Verem iddiası doğru mu, değil mi?”
Yorumlar
Kalan Karakter: