Son günlerde yaşanan öğrenci şiddeti, akran zorbalığı ve trajik olaylar hepimizi derinden sarsıyor. Manşetler atılıyor, ekranlarda tartışmalar büyüyor, sosyal medyada hüküm veriliyor. Ama bu gürültünün içinde bir kesim var ki, en çok konuşulması gerekirken en az konuşuyor: öğretmenler.
Çünkü öğretmenler artık sadece anlatan değil, aynı zamanda suçlanan konumunda.
Bir olay oluyor, ilk soru şu: “Öğretmen neredeydi?”
Peki kimse sormuyor: O öğretmen hangi şartlar altındaydı?
Bugün bir öğretmen, 30-40 kişilik sınıflarda sadece ders anlatmıyor. Her biri ayrı bir hikâye, ayrı bir yara taşıyan çocukların ortasında denge kurmaya çalışıyor. Bir yandan akran zorbalığını önlemek, bir yandan şiddeti bastırmak, bir yandan da müfredatı yetiştirmek zorunda. Üstelik çoğu zaman tek başına.
Açık konuşalım: Bu yük, bir insanın tek başına kaldırabileceği bir yük değil.
Akran zorbalığı dediğimiz mesele, okul kapısından içeri girince başlamıyor. Evde başlıyor, sokakta büyüyor, dijital dünyada derinleşiyor. Öğretmen ise bununla yüz yüze gelen son halka. Ama nedense en büyük sorumluluk ona yükleniyor.
Daha da vahimi, öğretmen artık sınıfta yalnız değil; aynı zamanda sürekli bir denetim ve baskı altında. Velinin anlık tepkisi, sosyal medyanın linç kültürü, idari baskılar… Bir öğretmenin tek bir hamlesi, bağlamından koparılıp önüne konabiliyor. Bu ortamda kim ne kadar inisiyatif alabilir?
Bir düşünün: Sürekli eleştirilen, değeri sorgulanan, hata yapma lüksü olmayan bir öğretmen… Böyle bir ortamda sağlıklı bir eğitim iklimi kurmak mümkün mü?
Elbette öğretmenlik kutsal bir meslek diye romantik cümleler kurabiliriz. Ama gerçekler romantik değil. Gerçekler yorgun, baskı altında ve çoğu zaman tükenmiş öğretmenler gösteriyor.
Ve şunu net söylemek gerekiyor: Öğretmeni yalnız bırakan bir sistem, öğrenciyi de koruyamaz.
Bugün konuşmamız gereken şey, sadece “ne oldu?” sorusu değil. “Bu noktaya nasıl geldik?” sorusu. Ve bu sorunun cevabında öğretmenleri günah keçisi ilan etmek yok; aksine onları desteklemek var.
Daha güçlü rehberlik sistemleri, gerçek bir aile-okul iş birliği ve öğretmenin arkasında duran bir anlayış olmadan bu sorunlar çözülmez. Öğretmeni köşeye sıkıştırarak değil, onunla birlikte hareket ederek yol alabiliriz.
Çünkü gerçek şu:
Öğretmen susarsa, sınıf konuşamaz.
Öğretmen tükenirse, gelecek ayakta kalamaz.
Artık suçlu aramayı bırakıp, gerçeği görme zamanı.
Yorumlar
Kalan Karakter: