Ama bunun tek bir okuması var.
Millet kendi kaderine el koydu.
Milli irade, demokrasiye ağırlığını koydu.
Millet, Sincan ve Kazlıçeşme meydanlarından demokrasiye balans ayarını yaptı.
Gerginlik sürmesin, AK Parti mitingleri iptal etsin diyenler bir kez daha yanıldı.
Sincan'da Anadolu vardı.
Sağduyunun temsilcisi olan Anadolu'nun duası vardı.
Kazlıçeşme'de ise İslam dünyası vardı.
Meydanda AK Parti bayrağından çok Türk bayrağının bulunmasının nedeni de buydu.
İslam dünyasını buluşturan ay yıldızlı bayrak vardı o meydanda.
Başbakan da konuşmasına İslam dünyasının sembol şehirlerini sayarak başladı.
'Bosna Hersek burada mı, Somali burada mı?' diye sordu.
Erbil de oradaydı, Şam da, Kudüs de oradaydı. İslam dünyası ortak bir kader olmuş, Kazlıçeşme'de tek bir kalp olmuş, birlikte atıyordu.
Taksim'de şiddet vardı.
Sincan'da, Kazlıçeşme'de ise millet vardı.
Ama Gezi üzerinden yeni Türkiye'yi inşa etmeye çalışanlar Kazlıçeşme'yi görmediler.
Zaten onlar ne zaman milleti gördü ki, şimdi görsün.
Kazlıçeşme meydanından, milyonların önünden Başbakan'ın, 'Türkiye sadece Taksim'den ibaret değildir' sözleri o nedenle haklıydı.
İspanya'da Yarbay Tejero parlamentoyu bastığında İspanyol halkı parlamentonun etrafını çevirdi, demokrasiye sahip çıktı, millet, darbecileri mağlup etti dedik.
İspanya'daki demokrasinin sağlamlığını, halkın demokrasiye sahip çıkması olarak izah ederdik.
Türkiye'de yaşanan da bu.
27 Nisan e-muhtırası verildiğinde, 22 Temmuz seçimlerinde darbe heveslilerine dersini veren millet, 1 Haziran'da Taksim'de sahneye konulan 'Darbe oyununa' karşı da Sincan ve Kazlıçeşme'de ağırlığını koydu.
Türkiye'den yangın yeri görüntülerini verebilmek için saatlerce yayın yapan CNN International söz konusu millet olunca ortalarda yoktu, ama onlara rağmen, milyonlar meydanlara akmıştı.
Bu meydanların bir dili var.
Bu bir yüzüme vurursan öbür yüzümü çeviririm dili değil, ben seçtiklerime sahip çıkarım demenin özgüveni vardı o meydanlarda.
'Dik dur eğilme, millet seninle' diye sloganlaştırılan buydu.
Demokrasinin özgüveni.
AK Parti'nin de millete dayalı siyaset yapanların da bu fotoğrafı iyi okuması lazım.
Her kim millete dayandı, millet onun arkasında durdu.
Demirel, millete dayandığı sürece 6 kez gitti 7 kez geldi. Ama ne zaman millete ihanet etti, bir daha Güniz Sokak'tan çıkamaz hale düştü.
Bu ülkenin en ücra köşelerinde hala Menderes'in fotoğrafları asılı duruyorsa, bunun tek sebebi de millet sevgisi.
Taksim kalkışmasından sonra millet Menderes'in, Özal'ın ve Erdoğan'ın fotoğraflarını yan yana taşıyorsa, altına 'yedirmeyeceğiz' diye yazıyorsa, sebebi bu.
Başbakan Erdoğan'ın Kazlıçeşme Meydanı'nda halkla girdiği şu diyalog her şeyi anlatmaya yetiyor.
Bizimle misin İstanbul?
Evet
Beraber miyiz İstanbul?
Evet
Bir miyiz, beraber miyiz, kardeş miyiz?
Evet.
Ankara Sincan'da ve İstanbul Kazlıçeşme'de meydanlar bu milletin dili oldu konuştu.
Millet seçtiklerine sahip çıktı.
Başbakan da dik durduğunda bir kez daha milletin arkasında olduğunu gördü.
Ama sadece görmekle kalmadı, millete tuzak kuranlardan bunun hesabının sorulacağını söyledi.
Bu çok önemli bir nokta.
Her şey normale dönünce bu yapılanlar unutulmamalı.
Taksim'e 30 bin kumanya gönderenlerden bunun hesabı sorulmalı.
Ki millet sahip çıktıklarının artık hesap sorduğunu da görsün.
Demokrasi açısından en büyük güvence budur.
Türkiye hafta sonu bir fotoğraf verdi.
Türkiye'de hafta sonu sessiz bir devrim yaşandı.
Millet kaderine el koydu.
Rayından çıkarılmak istenen rejimi aldı, demokrasi rayına yerleştirdi.
Bugünden itibaren başka bir Türkiye var.
Hakkına, hukukuna, seçtiklerine sahip çıkan bir Türkiye bu.