SİYASETTE AHLAK VE EĞİTİM
Öncelikle siyasetin bir tanımını yapmakta yarar vardır diye düşünüyorum. Çünkü siyaset aynı zamanda bir bilim dalıdır.
Evet, GOOGLE’ dan aldığımız tanımıyla siyaset ya da siyaset bilimi; kökenleri itibarıyla devlet kurumlarının fikrî ve hukukî temellerini, yapılarını, yetkilerini, birbiri ile ilişkilerini ve işleyişlerini incelemeyi öngörerek gelişmiş bir bilim dalıdır.
Bir de siyasetin felsefesine bakmak gerekir:
Siyaset denildiğinde yönetim, iktidar, egemenlik gibi kavramlar akla gelir. Siyaset temelde farklı çıkarların, öncelik ve ihtiyaçların temini, ülke/şehir idaresi demektir. Siyaset felsefesi, egemenliğin kaynağı, meşruiyet biçimleri, otorite türleri, ideal yönetim biçimleri üzerinde durur.
Şimdi bu tanımlardan sonra, kimler neden siyaset yaparlar ve ülkemizin siyaset zemini ne durumdadır bunun ahlakla ve eğitimle ilişkisi nedir, bunları anlamaya çalışalım.
Evrensel boyutta tüm dünya ülkeleri siyaset zemininde yönetimlerini gerçekleştirirler. Bu zemin ne kadar sağlam olursa ulusların temel hak ve özgürlükleri de o denli sağlıklı olur.
Siyaset, diğer birçok ülkede ve ülkemizde de olduğu gibi devleti yönetmeye talip olan kuruluşlar olan siyasi partiler tarafından yapılır. Doğaldır ki bu kuruluşların ana unsurları da kişilerdir.
Siyaset bir ahlak işi olmalıdır. Siyaset ahlaklı yapılmalı ve eğitimli, donanımlı kişiler eliyle yapılmalıdır. Ahlak ve eğitimin olmadığı her alan çökmeye, yıkılmaya ve yok olmaya mahkumdur.
Aklımızın erdiği günden bugüne kadar dolaylı ya da direkt siyasetin bir şekilde içinde bulunmuş bir insan olarak söylüyorum ki geçmişte yapılan siyaset tarzı daha akılcı ve makul zeminlerde yapılmaktaydı. Siyasetçiler kıyasıya tartışır, acımasızca eleştirir ve en sert şekilde siyasi mücadelelerini verirlerdi. Ancak, ne yazık ki 1970’li yıllara kadar gayet ılımlı bir siyaset dönemi yaşanmıştı.
Oysa o kırılgan dönemden sonra darbeler ve dönem dönem sert müdahalelere maruz kalan ülkemiz siyaseti de sıradanlaştı. Siyasette eğitimli ve donanımlı kişiler yer almamaya başladı. Siyasette ahlaktan söz etmek de mümkün görünmüyor.
Görüyoruz ki siyaseten, bir siyaset kurumu diğerini ya da diğerlerini yenebilmek uğruna ne ahlak ne de başka bir şeyle izah edilemeyecek dozda ve zeminde kabul edilemez nitelikte siyaset yapma yolunu seçmektedirler.
Bu durumda şunu gösteriyor ki, siyasette eğitimli ve donanımlı insan gücü kalmamış ve toplumumuza göre de en kutsal değer olan ahlak ve ahlaklı de hafızalardan silinmiştir. Hiçbir toplumun hiçbir ferdi bu denli bir siyasi kutuplaşmayı hak etmiyor.
Peki siyasetteki bu kötü gidişi durdurmanın bir yolu yok mudur? Elbette ki vardır. İşte bunu da çözüm önerimle açıklayayım.
Çözüm:
Madem tüm siyasi partiler büyük bir iddia ile ülke yönetimine talip oluyorlar ise o siyasi partinin devleti yönetebilme kabiliyetinde kadroları olmak zorundadır. Kadro da tek başına yeterli değil, ahlaklı ve iyi bir eğitim almış yeterliliğe sahip insanlar olmalıdır.
İyi bir ahlak eğitimi almamış ve iyi bir akademik donanıma sahip olamamış hiçbir kimseyi siyasi kadrolarda aktif görevlere getirmeyeceksiniz.
Peki, bu nasıl mümkün olabilir? Bunu mümkün kılabilmek için ilk okullarda ahlak eğitimleri ve ahlaklı davranış geliştirmeyle birlikte ortaokullardan başlamak kaydıyla, lise ve üniversitelerde her sınıf bazında ve belli bir saat ağırlığında siyaset, demokrasi ve adalet dersleri konulmalıdır.
Siyasetin ve kamunun yönetim ve danışman kadroları akademik personelle takviye edilmelidir. Yani yönetimler liyakat dediğimiz esasa uygun olan eğitimli ve ahlaklı kişilerden oluşturulmalıdır ki siyasette de olumsuzluklar yaşanmasın.
Siyasetçiler, plan, proje ve programlarıyla halkı etkileme sanatını kullansınlar. İşte o zaman ülkenin siyaset ve yönetimsel sorunları diye bir sorunu kalmaz diye düşünüyorum.
Yorumlar
Kalan Karakter: