28 Şubat soruşturması kapsamında hazırlanan iddianamede savcılar 28 Şubat sürecinin niye bir darbe olduğunu tek tek sıraladı. Bin 352 sayfalık iddianamenin sonuç bölümünde, “hükümeti cebren devirmeye teşebbüs” suçunun nasıl oluştuğu madde madde anlatıldıktan sonra “28 Şubat'a işte bunun için darbe” denildi. O delillerden bazıları:
BÇG, hükümete dayatma yaptı
-Demokrasilerde iç ve dış tehdit tespiti Meclis ve Hükümet tarafından yapılır. 28 Şubat’ta bu tespit hükümete sorulmadan yasal dayanağı olmayan BÇG tarafından yapılarak meşru hükümete dayatıldı. Çevik Bir imzal 4 Nisan 1997 tarihli Batı Çalışma Gurubu Oluşturulması konulu ve 10 Nisan 1997 Batı Çalışma Grubu Kurulması konulu belgelerde bu itiraf ediliyor.
Komuta kademesini ele geçirdi
-TSK’nın kurumsal hiyarşisinin dışında, yasadışı olarak kurulan ve TSK’nın kurumsal hiyerarşisini ele geçiren BÇG, öncelikle yapılacak askeri bir müdahaleye karşı çıkabileceğini düşündüğü personeli TSK’dan uzaklaştırdı. Ardından TSK’nın komuta kademesini tamamen konrolü altına aldıktan sonra da hükümet ve toplumun diğer kesimleri üzerinde baskı kurdu.
-Toplum nazarında kötülenerek hükümeti yıpratmak için Genelkurmay Psikolojik Harekat Dairesiharekete geçirildi. BÇG belgesinde itirafı var.
‘Gerekirse silah kullanırız’ dedi
-12 Haziran 1997 günü Hürriyet Gazetesi, Çevik Bir’in söylediği, “Gerekirse Silah Bile Kullanırız” manşetiyle çıkmıştır. Bir bunu yalanlamadı.
-27 Mayıs 1997 tarihli Batı Eylem Planı’nın 26 nolu Faaliyet Planı’nda, 1 yıllık Refahyol’un devrilmesi ve yeni hükümete dikte edilecek hususların belirlenmesi ‘darbe’ konusunda herhangi bir tereddüt bırakmıyor.
Refahyol tehditle istifa ettirildi
-Hükümetteki Refah ve DYP’nin liderlerine psikolojik harekat, cebir, şiddet ve tehdit uygulandı. Çiller ‘casusluk’ davası açılmakla tehdit edildi.
-Tüm bu baskı, tehdit ve yıldırmalar sonucu bir askeri müdahale sonucu ülkenin daha büyük zarar görebileceğini değerlendiren Başbakan Necmettin Erbakan ve Yardımcısı Tansu Çiller 18.06.1997 tarihinde istifa etmek zorunda kaldı. Bu da “Hükümeti cebir ve şiddetle devirmek”tir.
Hükümete muhtıra verelim
İddianamede savcılık son dalga operasyonlara dayanak olan Genelkurmay Başkanlığı tarafından gönderilen 07 Nisan 1997 tarihinde Genelkurmay Karargahında yapılan toplantı tutanağını da ‘darbe’nin kanıtı saydı. İddianamede o toplantıda göre şüpheliler tarafından kullanılan;
-Hükümete muhtıra verilmesi,
-Sıkıyönetim ilan edilmesi
-Hükümetin değişimi
-Hükümetin istifası
-Hükümetin devamını önleyecek tedbirler alınması
-Gelecek hükümetin oluşumu
-Kriz yönetimi oluşturulması, eylem planı, taarruzi psikolojik harekat
-Yargı ve kamu yöneticilerine destek/tehdit
-Üniversitelere, sendikalara, sivil toplum örgütleri ile işbirliği yapılması, cesaret verilmesi
-Basın ve medyaya hakimiyet sağlanması, yanlarına alınması
-Batı Çalışma Grubunun kurulması, kuvvet komutanlıklarında da benzer bir yapılanmanın bulunması
-İki kez yapılan YAŞ toplantıları ile personelin atılmasının yeterli olmadığı
-Halkın yanlarına değil, önlerine alınması, taarruz edilmesi
-Polise havuç ve sopanın gösterilmesi
-Bilgi toplayan eyleme dönüştüren psikolojik harekat yapan bir grup oluşturulması şeklindeki ifadeler ile şüpheli Çevik Bir’in kapanış konuşmasında, “Bu tarihi bir toplantıdır. Aynı frekanstayız, mutluyum” şeklindeki sözlerinin şüphelilerin cebir ve şiddet yoluyla Refahyol Hükümeti devirmek amacıyla faaliyette bulunduklarını açıkça gösterdiğini vurguladı.
Milletin parasıyla alınan silah millete doğrultuldu
Savcılık iddianamede, 28 Şubat’n sembollerinden Sincan’da tankların yürütülmesini “Milletin silahının millete doğrultulması” olarak yarumladı. İddianamedeki o tespitler şöyle:
-4 Şubat 1997 günü TSK’nın en önemli kara silahlarından olan tank ve zırhlı araçların Etimesgut Zırhlı Birlikler ve Tümen Komutanlığından hareket ederek Sincan’da şehir merkezinden geçirilmek suretiyle o güne kadar oluşturulan “askeri müdahale olabilir” olgusu somutlaştırılarak “gerekirse silah kullanırız” mesajı verilmek suretiyle TBMM, Hükümet ve toplumu oluşturan bireyler açıkça tehdit edilmiştir.
-Tankların Sincan’dan geçirilerek hükümete ve topluma karşı cebir ve şiddet unsuru olarak kullanıldığı, Çevik Bir’in Amerika’da katıldığı bir toplantıda söylediği, “Demokrasiye balans ayarı yaptık” şeklindeki sözlerinden açıkça ortaya çıkmıştır.
-Görüldüğü gibi, Türkiye Cumhuriyet vatandaşlarının vergileriyle alınarak, vatan savunmasında kullanılmak üzere TSK’nın hizmetine verilen silahlar milletin temsilcisi TBMM, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve toplumu oluşturan tüm bireylere karşı cebir, şiddet ve tehdit unsuru olarak kullanılmıştır.