1992 de il olabildik. Türkiye'nin en küçük ili. Hem küçük hem kenarda olmak nedir bilir misiniz? Yani, derler ya hani 'tekne kazıntısı' işte onun gibi bir şey. O yüzden 'ağabeylerimiz' elimizden tutsun isteriz.Ekecek biçecek ne toprak var, ne de iklim elverişli.
Hayvancılıkla uğraşır çoğumuz. Süttür dünyamız bizim, ettir, kaşar peyniridir. Kurban bayramında Türkiye'nin çok yerinin kurbanlığını biz yetiştirir veririz. Kaşar peynirini güzel yaparız. Türkiye'nin her yanına gider bizim peynirimiz. Kime kısmet olduysa afiyet olsun, bal şeker olsun. Bal dedim de arıcılık da var, balımız da güzel ama zor arıcılık, zahmetli.Biz Ardahan'ız. Ahıskalısı da var, Kürdü, Azerisi, Terekeme, Ermenisi, Gürcüsü..
Hep beraber kardeş gibi geçinir gideriz. 6 Ay sürer bizim kışımız. Biz birbirimizin dostluğuyla ısınırız. Severiz okumayı öğrenmeyi. Okuma yazma oranı %70, Tunceli'den sonra en yüksek okuma yazma oranı bizdedir. Okuyup öğrenmek isteriz, 'adam' olmak isteriz.
Yeterince okulumuz var, bir de yeterince öğretmen olsa çok hoşumuza gider.Biz Ardahan'ız, kışın dayanamaz Çıldır gölü donar, biz direniriz. Soğuğa imkansızlığa direniriz. Sporu sanatı severiz. Kedimiz var çok şükür ama bir sinemamız bile yok. O yüzden 'belki şehre bir film' gelmez, İklim değişmez, Akdeniz olmaz belki.Ama belki bir gün bir Cumhurbaşkanı çıkar gelir, kaderimiz değişir belki.
Sınır ticaretine imkan tanınsa kanatlansak düşüncemizi not defterine yazar da Ankara'ya gidince unutmaz Başbakan'a iletir. O da takip eder belki.Şu Ardahan'a bir el atalım, elinden tutalım. Şunlara birkaç tane sınır ticaret merkezi kuralım, devlet desteği sağlayalım.
Bunlar hayata daha çok sarılsın, ülkeye daha çok katkı yapsın der belki. Ola ki bu sözlerini unutursa Başbakan, ola ki Cumhurbaşkanı not defterini kaybederse, kahvaltıda kaşar peyniri yerken hatırlasınlar biziAh ne güzel olur ah! 'İklim değişir, Akdeniz olur, gülümse''. Ardahan'ız biz. O zaman bir Ardahan daha oluruz.
Ardahan Haber Gazetesinden...