Modernite ve sanayileşmeyle birlikte doğanın tüm uzuvlarının yerle yeksan olması yetmezmiş gibi insan fıtratına yönelik tahribatlar da artmıştır.
Elbette Batı, yalnızca teknolojik ilerlemeyle yetinmemiş insanın doğasına kadar müdahale etmeyi kendinde hak görmüştür. Batı'nın söz konusu evrimselci ve pragmatik bakış açısı cinsiyetlerarası ilişkileri dönüştürürken kadınların birçoğu bunu devrimsel bir yenilik olarak algılamıştır.
Ancak gerçek şu ki bugün feminizmin aşırı uç yorumları kadınları temsil etmek bir yana onlara karşı hareket eden bir mekanizmaya dönüşmüştür. Zira toplumsal cinsiyet eşitliği için verilen savaş bugün cinsiyetsizleşmeyi güzelleyen bir metaforla karşımızda dikilmektedir.
Cinsiyetler arasındaki nev-i şahsına münhasırlığı yok etmeye çalışan bu zihniyet ve takipçileri bugün isyan bayrağını açmıştır. Her noktada kadınla erkek arasındaki eşitliğe vurgu yapan söz konusu bakış açısı şu an kendisiyle çelişmektedir.
Eşitlik taleplerinin erkekler tarafından fazlasıyla ciddiye alındığına şahit olan bu güruh şaşırmış ve yalpalamıştır. Yanlış anlaşılmasın lütfen! Kadının hakları her daim korunması gereken bir emanettir. Ancak eşitlik derken kastedilen nedir? Cinsiyetler arası roller nasıl ilişkilendirilmelidir? Bu sınırları rasyonel bir şekilde çizemezseniz bugün "prenses erkek" dediğimiz türevlerin çoğalmasına zemin hazırlamış olursunuz.. Bırakın da erkekler "erkek" gibi kalsın...
Yorumlar
Kalan Karakter: