Reklam
Reklam
ÇİĞDEM DURKAN

ÇİĞDEM DURKAN

AVUKATINIZ ANLATIYOR

UZAKLAŞTIRMA KARARI VE İHLAL

28 Aralık 2020 - 23:31

Bu hafta, artık popüler dizilere dahi konu olan yaygın kullanımı ile uzaklaştırma kararından söz etmek istiyorum. Aleyhine karar alınan kişiler, genellikle hiçbir şey yapmadım bu karar neden alındı şeklinde isyan ediyor. Şunu unutmayın ki bu karar bir tedbir kararıdır. Yani yasa gereği, hiçbir delil olmadan da bu kararlar verilebilmektedir. Kendisi aleyhine karar verilen kişi, öncelikle bu durumun farkında olmalıdır.

Tedbir kararı alınması için fiziksel, psikolojik, cinsel, ekonomik gibi şiddetin her türlüsü ihbar konusu edilebilir.

Kim başvurabilir?

Durumu ilgili makam ve mercilere, herkes bildirebilir. Yani komşunuz şiddete maruz kalıyor ise siz de bu durumu bildirebilirsiniz.

Peki ne zamandan itibaren geçerli olur?

6284 Sayılı yasa metnine göre ifade edecek olursak karar, ilgili kişiye karakolda yahut evinde, yazılı olarak tebliğ edilir yahut da sözlü olarak bildirilir. Bu andan itibaren, tedbir uygulanmaya başlar. Dizideki gibi karardan haberdar olmanıza rağmen, durun ben bir derdimi anlatayım, o zaman beni anlayacaktır, diyerek o kişiye yaklaşamazsınız. Bu, kararın ihlali anlamına gelir. Size karşı tedbiren bir karar alındı ise buna uymak zorundasınız.
Aleyhinize karar alındığını öğrendiğiniz andan itibaren, eğer şahsın evine yaklaşmama kararı alındı ise müşterek konut dahi olsa, o eve yaklaşmamalısınız. Eşyalarınızı almak da buna dahildir. Bir tanıdığınızdan yardım isteyebilirsiniz.

İletişim aletleri ile rahatsız etmeme kararı verildi ise hiçbir mecradan hiçbir şekilde, şahısla iletişime geçmemelisiniz. Mesaj, mail, sosyal medya, sahte hesap, bir başkasının telefonu vb buna dahildir. Nadir de olsa karşılaştığımız gibi şarkı göndermek ya da ilan-ı aşk etmek de ihlaldir. 

Müşterek çocuklarınız var ise onlarla konuşmak ya da onları görmek için dahi olsa eşinizi arayamayacaksınız ya da eve yaklaşamayacaksınız.

Çocuklarınızı görmek için bu kararda çocuğunuzla şahsi ilişki tesisine hükmedilebilir. Yani çocuğunuzu hangi gün ve zamanlarda görebileceğinize mahkeme tarafından karar verilebilir.

Ayrıca mahkeme çocuğun nerede, nasıl görüleceğine ve nasıl teslim edilip teslim alınacağına dair de karar verme yetkisine sahiptir. Bir refakatçi eşliğinde ya da başka bir yerde görüşmenize de karar verebilir. Bazı durumlarda ise tam aksine yani çocuklarınızı görmemenize de karar verilebilir.

Söz konusu karara iki hafta içerisinde itiraz etme hakkınız var. Bu itirazlarınızda somut delillere dayanmanız gerekmektedir. Yani gerçeklere dayanan itirazlar dışındaki beyanlar genellikle kabul edilmez. Çocukla kişisel ilişki kurulmadı ise  itirazınıza, bu hususu ekleyebilirsiniz.

Tüm bu süreçte, karşı tarafa nafaka borcunuz bulunmakta ise onu da ödemeye devam etmeniz gerekir. Aleyhinize uzaklaştırma kararı alınması buna engel teşkil etmez. Ödemediğiniz takdirde aleyhinizde nafaka ödememekten dolayı tazyik hapsi cezasına hükmolunabilir. 

Diğer taraftan, uzaklaştırma kararının ihlali durumunun, derhal delilleri ile birlikte karakola  ya da savcılığa ve ilgili aile mahkemesine, yazılı olarak bildirilmesi gerekir. Yani telefonla rahatsız ediliyor iseniz o anda, ekran görüntüsü, mesaj çıktısı, görüşme kaydı almalı ve dosyasına sunmalısınız. Tanıklarınız var ise onları da bildirmenizde fayda vardır.

Tanıklarınız olaya birebir şahit olan kişiler olabileceği gibi olay anında ya da daha sonra arayıp haber verdiğiniz kimseler de olabilir. Unutmayın ki mahkemede aileniz ve akrabalarınız da tanık olarak dinlenebilmektedir. Buna engel hiçbir yasa maddesi bulunmuyor.Beyanların gerçekliği ve samimiyeti mahkeme hakimi tarafından tetkik edilir ve ona göre karar verilir.

Her ihlal ayrı biçimde cezalandırılır. Her ihlale karşılık olarak üç ila on gün tazyik hapsine hükmedilebiliyor. Örneğin bir dosyamda, müvekkilim sıklıkla telefonla aranıyordu. Her aramasını ayrı ayrı ihbar ettik. Bir seferinde sadece bıraktığı çağrılar sebebiyle karşı taraf aleyhine 40 gün tazyik hapsine hükmedilmişti. Uzun süre kaçtı, çevirmelere takılmadı, adresini de gizledi. Hatta kaçma konusunda ısrarcı olmasına rağmen, müvekkilin karşısına çıkmaya da devam ediyordu. Hakkında elektronik kelepçe uygulanmasına karar verildi.

Yine yakalanamadı. Artık tek çare müvekkilin yaşadığı şehrin değiştirilmesine karar verilmesi idi. Müvekkil devlet memuru olduğu için, bu karar olmaksızın tayin edilmesi mümkün değildi. Sonuç olarak söz konusu kararı aldık ve müvekkil de şehir değiştirdi. Karşı taraf kendini hatırlatma konusunda o kadar ısrarcıydı ki oradaki iş yerini de arıyordu. Tam umutlarımızın tükenmek üzere olduğu anda, bayram için evine gitmekteyken yakalandı ve tüm hapis cezalarını yatmak zorunda kaldı. Ondan sonra sular duruldu. Zaman alsa dahi karar mutlaka uygulanıyor ve para cezasına çevrilmiyor. Denetimli serbestlik hükümlerine de tabi değil.

Ben böyle insanların iç dünyalarında ciddi sarsıntılar olduğunu gözlemliyorum. Çoğunlukla öfke kontrol problemi yaşıyorlar. Mahkemeden öfke kontrolü konusunda psikolojik destek almaları yönünde tedbir kararına hükmedilmesini de talep edebiliyoruz. Özellikle ve ısrarla bu şahısların öfke kontrol programına alınarak devlet gözetiminde olması gerektiğini düşünüyorum. Uzmanlar düzenli aralıklarla şahıslarla görüşüyor ve durumlarını rapor ediyor. Böylece verilen koruma kararları bu kişilerin adli sicillerine işlemese bile, kayıtlarında yer almış oluyor. Ayrıca suç işlenmesini önlemekte bu tip verilerden yararlanarak oluşturulan fail analizleri oldukça önemli bir yer tutuyor.

Şiddet ile ilgili, hekim, psikiyatrist, nöropsikolog Prof. Dr. Nevzat Tarhan : Şiddet uygulayanlar arka planda korkak kişilerdir. Şiddet uygulayan kişinin özgüveni yoktur. Bağırarak ya da vurarak ‘Ben varım, ben güçlüyüm’ demeye çalışır. Şiddet zayıflık işaretidir. Medenileşmiş insanlar haklarını şiddete başvurmadan ve ikna yöntemi kullanarak ararlar. Duygularını sözle ifade etme becerisi olan insanlar şiddete başvurmazlar. Mezarlıkta ıslık çalan insanlar vardır. Dersiniz ki ‘Ne cesur adam hiç korkmuyor!’ Aslında onlar korkularıyla baş etmek için korkularının üstüne böyle giderler. Şiddet insandaki öfke duygusunun kontrol bozukluğu ile ilgilidir” diyor.

Cesaretle ilgili Romalı düşünür Seneca’nın sözleri ile bitirmek istiyorum : “Altın ateşte, cesur insanlar felakette anlaşılır.”

Şiddetten uzak bir yıl dileğiyle...
 

Bu yazı 12735 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum