Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "TÜİK tahminlerine göre, demografik göstergelerdeki mevcut yapı devam ederse yaşlılık oranı 2030'da yüzde 13,5, 2100 yılında ise neredeyse nüfusumuzun 3'te 1'ine ulaşmış olacak. Bu veriler Türkiye'nin hızla yaşlanan bir nüfus yapısına sahip olduğunu ve demografik bir dönüşümün eşiğinde olduğumuzu göstermektedir" dedi.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından, Cumhurbaşkanlığı himayesinde, '2'nci Yaşlılık Şurası' toplantısı düzenlendi. Programa Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın yanı sıra Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş katıldı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 2019 yılını 'Yaşlılar Yılı' ilan etmesi ve ardından yapılan 1'inci Yaşlılık Şurası ile birlikte, yaşlılık konusu ülkemizde daha belirgin bir politika alanı olarak ele alınmaya başlanmıştır. Devam eden süreçte, Emekliler Yılı, Aile Yılı ve '2026-2035 Aile ve Nüfus 10 Yılı' kapsamında atılan adımlar da bu yaklaşımı daha geniş bir zemine taşımış; yaşlılık meselesi, aile yapısı ve demografik değişimle birlikte ele alınan çok boyutlu bir politika alanı haline gelmiştir. Küresel yaşlanma süreci olarak adlandırılan 'demografik dönüşüm' evresinde olan ülkemizde, çocuk ve genç nüfus oranı hızla azalırken, yaşlı nüfus oranı ise hızla artış göstermektedir" dedi.
"YAŞLANMA, ÜLKE GENELİNE YAYILDI"
Doğurganlık hızındaki sürekli ve keskin azalmanın yanı sıra, hayat standardı ve refah seviyesinin artması ile sağlık alanında kaydedilen gelişmeler neticesinde ölümlülük hızının azaldığını kaydeden Yılmaz, "Türkiye, 2025 yılında yaşlı nüfus oranına göre 194 ülke arasında 75’inci sırada yer almaktadır. Ülkemizde yaşlı nüfus oranı 2000 yılında yüzde 5,7 iken, 2023 yılında ilk kez yüzde 10’un üzerine çıkarak ülkemizi 'çok yaşlı ülkeler' grubuna taşımıştır. TÜİK tahminlerine göre, demografik göstergelerdeki mevcut yapı devam ederse yaşlılık oranı 2030'da yüzde 13,5, 2100 yılında ise neredeyse nüfusumuzun 3'te 1'ine ulaşmış olacak. Bu veriler Türkiye'nin hızla yaşlanan bir nüfus yapısına sahip olduğunu ve demografik bir dönüşümün eşiğinde olduğumuzu göstermektedir. Bu veriler aynı zamanda, yaşlılığa ülke olarak çok daha iyi bir şekilde hazırlanmamız ve sorunları giderici etkili politikaları kısa, orta ve uzun vadeli perspektifle üretmemiz gerektiğini hepimize işaret etmektedir. Türkiye genelinde 81 ilimiz incelendiğinde, 2025 yılında 62 ilimizde yaşlı nüfus oranının yüzde 10’un üzerinde olduğunu görüyoruz. Bu durum yaşlanmanın artık ülke geneline yayıldığını göstermektedir" ifadelerini kullandı.
"YAŞLILIKTA YALNIZLIK, BÜYÜYEN SOSYAL BİR SORUN"
En az 1 yaşlı fert bulunan 7 milyondan fazla hanenin, yaklaşık 2 milyonunu tek başına yaşayan yaşlı fertlerin oluşturduğunu kaydeden Yılmaz, "Bu tablo bize sadece demografik bir değişimi değil, aynı zamanda yaşlılıkta yalnızlığın giderek büyüyen bir sosyal sorun haline geldiğini gösteriyor. Yaşlı nüfusun yaşlılık sürecini ne kadar etkin geçirdiğinin tespit edilebilmesi adına, Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu'nun (UNECE) katkılarıyla Aktif Yaşlanma Endeksi (AYE) geliştirilmiştir. En son 2018 yılı için AB üye ülkeleri için yayımlanmış olan AYE değeri 36,8 iken; 2024 yılında Türkiye için bu değer 29,7’dir. Bu durum yaşlanan nüfusun aktif ve üretken haline getirilmesi konusunda yapmamız gereken çok şey olduğunu gösteriyor" dedi.
Yılmaz, Orta Vadeli Program (OVP) çerçevesinde, Türkiye'nin değişen demografik yapısına uyum sağlamak ve yaşlı nüfus için bakım hizmetlerini güçlendirmenin öncelikli hedefleri arasında olduğunu dile getirerek, 'Uzun Süreli Bakım Sigortas' sisteminin hayata geçirilmesine yönelik çalışmaları sürdürdüklerini kaydetti. Yılmaz, yaşlı bireylerin bakım, sağlık, sosyal hizmetler, istihdam, erişilebilirlik ve sosyal katılım alanlarında; haklarını etkin şekilde kullanmalarını sağlayarak yaşam kalitelerinin artırılmasına yönelik çok boyutlu politikaların hayata geçirildiğini dile söyledi.
"YENİ HUZUREVELERİ İLE ALTYAPIYI GENİŞLETECEĞİZ"
Yaşlı bireylere sunulan hizmetlerin kapsamını ve niteliğini önemli ölçüde genişlettiklerini dile getiren Yılmaz, "2002 yılında 63 resmi huzurevinde yaklaşık 5 bin yaşlımıza hizmet sunarken, bugün 178 resmi huzurevinde yaklaşık 15 bin vatandaşımıza hizmet sunuyoruz. Buna ek olarak, diğer kamu kuruluşlarımızda ve özel huzurevlerinde toplamda yaklaşık 30 bin vatandaşımıza bu hizmeti sunuyoruz. 2026 yılı içinde de 8 ilimizde 900 kapasiteye sahip yeni huzurevlerini hizmete alarak bu altyapıyı daha da genişletmeye devam edeceğiz. Bu hizmetleri barınma ile sınırlı görmüyor; sağlık, psiko-sosyal destek, rehabilitasyon ile sosyal, sportif ve kültürel faaliyetleri bütüncül bir anlayışla büyüklerimize sunuyoruz. Aynı yaklaşım doğrultusunda hayata geçirdiğimiz Yaşlı Yaşamevi Projesiyle ev ortamına yakın hizmet modellerini yaygınlaştırıyoruz. Ayrıca ailelerin ihtiyaç duyduğu dönemlerde bir yıl içinde 45 güne kadar misafir bakım hizmeti sunarak ailelerimize ve yaşlılarımıza destek oluyoruz" diye konuştu.
Yılmaz, yaşlı bireylerin toplumsal hayata aktif katılımını desteklemek amacıyla da önemli projeler yürüttüklerini dile getirdi.
GÖKTAŞ: YAŞLILARIMIZI ÜRETKEN BİR DEĞER OLARAK GÖRÜYORUZ
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ise 2'nci Yaşlılık Şurası ile 81 ilde gerçekleştirilen çalıştaylarla, sahadan gelen tespitleri ve çözüm önerilerini kapsamlı biçimde değerlendirdiklerini, 81 ilde 24 bin 697 kişinin katkı sunduğu Yaşlılık Saha Araştırmasını gerçekleştirdiklerini kaydetti.
Bakan Göktaş, "2'nci Yaşlılık Şurası ile ulaşmak istediğimiz nihai amaç, sunduğumuz hizmetleri daha etkin, daha yaygın ve daha nitelikli hale getirmektir. Yaşlı haklarının güçlendirildiği, bakım hizmetlerinin finansal ve operasyonel olarak güvence altına alındığı 'yaşlı dostu' bir Türkiye modelini hayata geçirmektir. Hazırlanan raporlar ve alınan kararlar, bu alandaki tüm stratejik hedeflerin temel referans kaynaklarından biri olacaktır. 'Kimseyi geride bırakmayan sosyal devlet' anlayışıyla hareket ediyoruz. Yaşlılarımızı, tecrübeleriyle topluma yön veren, aktif ve üretken birer değer olarak görüyoruz. Bu doğrultuda; aile dostu şehirler ve yaşam alanları oluşturmak, evde bakım ve gündüz bakım hizmetlerini yaygınlaştırmak, sağlık ve sosyal hizmet entegrasyonunu güçlendirmek, aktif yaşlanmayı destekleyen politikaları hayata geçirmek, aile yapısını güçlendirerek nesiller arası dayanışmayı artırmak öncelikli hedeflerimiz arasında yer almaktadır. Ayrıca 12’nci Kalkınma Planında yer alan bakım sigortasını da ülke gündemine almamız büyük önem taşıyor" diye konuştu.
Yorumlar
Kalan Karakter: