Reklam
SAĞDAN OY ALMAK İÇİN SAĞCILAŞMAK AHMAKLIĞI
Deniz Aydemir

Deniz Aydemir

SAĞDAN OY ALMAK İÇİN SAĞCILAŞMAK AHMAKLIĞI

16 Aralık 2018 - 14:25

1995 liseyi bitirdiğimde Rahmetli babam beni elimden tutup Cumhuriyet Halk Partisine götürdü birgün. Orada birkaç heyecanlı genç arkadaşla tanıştım. Ve içimde hiç susmayan bu ağustos böceği gerçek anlamda o gün doğdu. Aslında daha önce de siyasete kafa yormuşluğum vardı lakin, biriktirdiklerimi paylaşma, harekete geçme, dünyayı daha yaşanabilir bir yer yapma hevesi o gün başladı bende. Aradan geçen 23 yılda bu arzum dönem dönem karamsarlığa kapılsamda hiç bitmedi. 

Sayısız seçim yaşadım partimle. Kişisel taleplerimin olduğu dönemlerde oldu, hiçbir beklenti içinde olmadan bütün özverimle sahada yer aldığım zamanlarda. Bu süreçlerde beni en çok yoran partimin aday belirleme sürçleri ve süreçlerde üst kadroların takındığı tutumlar oldu. 

Aslında kendini sol ya da en azından sosyal demokrat olarak tanımlayan partilerin aday belirleme yöntemi tek ve tartışmasız bir şekilde bütün üyelerin katılımı ile yapılacak ön seçim olması gerekir. Ama ne hikmetse, bizim partide bu basit kural bir türlü işlemez. Her seferinde ipe sapa gelmez bir sürü bahane ortaya atılır ve aday belirleme de yetki Parti Meclisine bırakılır.

Parti meclisi dediğime de bakmayın siz aslında onlarda Genel Başkan’ın ağzına bakan, aman benim koltuğuma bir halel gelmesin diye her söylenene mırın kırın etse bile sonunda evet diyen ve çoğunluğu aynı zamanda Milletvekili de olan partililer. Daha Genel Başkan’ın istediği bir kararın (Ekmelettin İhsanoğlunun Cumhurbaşkanı adayı yapılması dahil) PM’den döndüğü görülmüş iş değil. 

Aday belirleme yöntemiyle ilgili dert yalnız bunlar değil ama bu yazının konusunu oraya hapsetmemek için bu bahsi kapatıp “aday”lara gelmek istiyorum. Son yıllarda partimizin aday tercihlerinde sağ kökenli adayların çokluğu hepinizin nazari dikkatini çekmiştir.

Her ne hikmetse bu partiye emek veren, bu partini yükünü çeken, bu partinin ideallerini taşıyan ve adaylaştığı konuma hükümet etmeyi hak kazandığında da bu partinin dünya görüşüne uygun hükümet edecek adaylar bir türlü hakettiği değeri bulamıyor. Nerede devşirme, opurtunist, net bir dünya görüşü olmayan, konjonktürel olarak her görüşe entegre olabilen biri varsa getirilip bu partinin adayı yapılıyor.

Soruyoruz, neden arkadaşım ? neden sağcılarda bu ısrar ? Bizde adam kıtlığı mı var ? Neden illede bu her biri birbirine benzeyen bu tiplemeleri getirip partiden adaylaştırıyoruz diye. ? Madem sağcılar makbul o zaman gidin sizde sağ bir partide yönetici olun. Bizim tarafta yer işgal etmeyin bari. 

“Efendim neymiş? Ülkede seçmen profili belliymiş. Solun oyu kazanmaya yetmiyormuş. “ Ömrümde duyduğum en saçma en sığ siyasi cümle belki de budur. Peki sağcı adayla kazandığınızda aslında yine sağ siyasi görüş iktidara gelmiş olmayacak mı ? O kafaya sahip insan seninle aynı düşünceyle mi hükümet edecek ? Zaten rakibin adayı da sağcı değilmi ? O zaman ne fark edecek kimin kazandığı ?. Hep ben sağ seçmen olsam sağ partinin sağcı adayına oy veririm neden sol partinin sağcı adayına oy vereyim ki? 

Aslında bu seçmen profili ile ilgili söylemin temelinde şöyle bir algı hatası da var. Türkiyede seçmenin üçte bir sağ üçte biri sol seçmendir. Geri kalan üçte biri ise siyasi olarak hiçbir görüşten sayılamayacak kadar siyasetten uzak, her seçimde algısı güçlü tarafa oy verebilen seçmenler. Sen solcu aday çıkarıp güçlü algı kurmayı hüç düşündün mü ? 

Sol siyasi görüşün temeli aslında örgütlenmedir. Mevcut iktidar partisini de doğuran muhafazakâr kitlenin örgütlenme modeli, 68 ve 78 kuşağının örgütlenme modelidir. Yani bizim yapmamız gerekeni bir başkası yapmış ve başarılı olmuştur. Bu her seferinde isenilen sonucu verebilecek mükemmel bir yöntemdir. Mahallede, fabrikada, tarlada, okulda, kahvede, aklınıza neresi gelirse orada, insanlara birebir kendi siyasi fikrinizi anlatıp onları kazanmak, toplumun hassas noktalarını ve öfkelerini örgütleyip sonuç elde etmek. 

Her seçimde sağcı adaylar aramak yerine topluma kendi siyasi fikrimizi anlatmayı amaç edinsek mesela, sol görüşü, sosyal demokrasiyi, insan haklarına saygıyı, emeğin en yüce değer olduğunu, eşitliği, hürriyeti, adaleti, doğaya saygıyı, barış içind eyaşamanın güzelliğini, ve bu değerlerin hepsinin sol sosyal demokrat değerler olduğunu. Ben 23 yıllık siyasi hayatımda, parti yöneticilerinin günlük siyaset gündemi dışına çıkıp, toplam kendi fikirlerini empoze etmek adına bir çalışma bir konuşma yaptığını hatırlamıyorum.

Mesela dönem dönem küçük el broşürlerine üç beş satır bir şeyler yazıp bunları örgütlere gönderseler ve halka ulaştırmasını isteseler. Ben 1 Mart Tezkeresine karşı hazırlanmış böyle bir broşür hatırlıyorum mesela, Pendik pazarında tek başıma bağıra bağıra dağıtmıştım insanlara. Hemde büyük bir keyif alarak. İnsan elinde iyi bir malı varsa neden bunu satmak için çaba göstermez. Ya da bu yöntem ilkel kaldı diyelim, sosyal medya üzerinden hangi fikri çalışmalrı var partinin. Duyan bilen varmı ?. Yıllardır ezilmiş, sömürülmüş, geri bırakılmış bu toplumu daha eşit daha adil bir dünyaya inandırmak çok mu zor ? Çok mu zor insanlara sol değerleri anlatıp onları solcu yapmak. Bunu başarmadı mı onca yokluk ve güçlük içinde Deniz Gezmiş’ler, İbrahim Kaypakkaya’lar. 

Bu partiyi yönetenler bir an önce akıllarını başlarına alsın. Sağcı adaylarla sağ seçmene şirin görünme ahmaklığını bırakıp, toplumu sola kaydırmak için çalışmaya başlasınlar. Bu gidişle sol seçmeni de arkalarında bulamayacaklar.

SMMM DENİZ AYDEMİR

Bu yazı 430 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar